2 Mart 2009

16.günde ilk banyo

Duru bugün 16 günlük...Hala göbek bağı düşmedi ama iyice kurudu. Banyo yaptırmamıştık bu yüzden ama bugün annem evdeydi, ısrar etti yıkayalım diye...Annem tuttu Duru'yu ben sadece su döktüm. Gayet kolaycacık yıkadık hanımefendiyi.Hiç mızmızlık etmedi,hiç ağlamadı, uslu uslu durdu.Misler gibi oldu canım benim...Sonrada öyle uzun bir uyku çekti ki zor kaldırdım açlıktan kan şekeri düşmesin diye...




Duru'yla günler öyle çabuk geçiyor ki ne zaman bitirdik 15 günü hiç anlamadım.Bu süre zarfında O'nun varlığıyla öyle mutluyum ki yaşanan ufak tefek olumsuzlukları bile görmüyor gözüm. Bir tek eve mahkum olmak zor geliyor.Aslında en az 2 saatte bir uyandığı için emanet edebileceğim biri olsa ben de dışarı çıkabilirim rahatlıkla.Bir kez yapabildim bunu hatta. Geçen Pazar L. evdeydi, ben de yakındaki markete gidip alışveriş yaptım. Temiz havada yürümek çok iyi geldi.'Bugün Pazar.Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar...' diye mırıldanarak yürüdüm ellerim ceplerimde ama ne güneşi hava buz gibiydi :)
Herşey dört dörtlük olmuyor tabii...Derdimiz bu olsun,biraz daha büyüdüğünde birlikte çıkarız, hem havalar da ısınmış, bahar gelmiş olur.

Duru'yla birlikte daha önce hiç görmediğim, ne işe yaradığını bilmediğim şeyler hayatımda önemli yer tutmaya başladı. Bunda tabii akrabalardan uzak olmamızın, görüştüğümüz insanların bebekleri ya da küçük çocukları varsa da, çok küçükleri sadece uyurken görmemizin ya da 'aman da amann' diye sevmekten başka bir şey yapmamamızın etkisi büyük. Hatta düşünüyorum o kadar ilgisiz ve bu tür konulardan o kadar kopuktum ki 30 yaşındayım ve bir bebek sahibi olduktan sonra yaşanacaklarla ilgili hamile kaldıktan sonra bilgim oldu diyebilirim. Bunda tabii potansiyel bir eş,anne gibi değil de hep okuyalım, mesleğimiz olsun, ideallerimizi gerçekleştirelim, kendi hayatımızı kazanalım vb empozelerle yetiştirilmemizin de etkisi çok büyük. Yani demek istediğim, evlilik bizim için en son düşünülen şeydi biz büyürken, çeyizmiş fln öyle şeylerim zaten olmadı.Evlendikten sonra bebek sahibi olmayı da uzun süre planlamadık zaten. Hep, bir gün, ileride tabii, bakalım, hayırlısı fln gibi laflarla geçiştirip, kendimizi hazır hissetmeyi beklediğimiz ama aslında üzerinde hiç kafa yormadığımız bir şeydi. Geçen sene bir gün sohbet ederken düşündük ki eğer tek çocuk sahibi olmayı istiyorsak tamam, bunu erteleyebiliriz ama hani olur da bir kardeşi daha olsun diyeceksek yaş itibariyle geç kalabiliriz.(Yani tahammül açısından, fiziksel yeterlilik açısından fln).Böyle mantıklı mantıklı akıl yürütürken, izindi, tatildi en iyi zamanlamayı hesap ettik şöyle olursa şu olur da bu olur blablaa...bayağı olası doğum ayına göre bir zaman aralığı belirledik ve böylece karar vermiş olduk. Etrafımızda çok fazla tedavi gören çift olduğundan niyeyse bu kadar kısa sürede olmayacağına emin gibiydik ama işte öyle olmadı bir ay sonra bir gece yarısı meraktan eczane predictorüyle yapılan testte silik belli belirsiz bir ikinci çizgi belirdi ve biz en azından o dakikalarda son derece romantik olmayan bir çift olarak şaşkınlıkla birbirimize bakıp 'Yok artık, hadi canım...Aaa...yok yaau...Allah Allah bir daha deneyelim, hata olabilir bunlar adi testler,...hmm...sen de görüyor musun..e ama 1. si çok koyu ve belirgin 2. çizgi çok silik yanlış mı acaba.... vs gibi saçmalamalarla sevinemedik bile doğru düzgün...Yani en azından ilk öğrendiğimizde.Sevinmek için erken olduğunu düşündüğümüzden. Böylece o hep filmlerde gördüğümüz romantik bir yemek ve mum ışığında verilen 'Hamileyim hayatıım!' müjdesi, ya da telefondaki 'Baba oluyorsun.....'repliği ya da mutluluktan havalara uçan baba adayı, şımartılan anne adayı, yataklara kahvaltılar fln...biz ayıkamadığımız için duruma işte bunların hiçbiri ya da benzeri olmadı :)
Benim için en zoru bu yeni durumu anneme söylemek oldu. Benim çocuk sahibi olmayı mümkün olduğunca geciktirmemden yanaydı çünkü, böyle düşündüğünü biliyordum.Ona göre herkesin yaşanacak tek bir hayatı vardı ve çocuklar için fedakarlıkla ömür tüketilmesindi, bir kez anne olunduktan sonra ömür boyu artık anne olurdun ve bu evlat,eş,arkadaş,çalışan herneyse ne kadar sen varsa hepsinin önüne geçerdi ve en ÇOK anne olurdun.Ölene kadar, çocukların eşşek kadar olsa da.Artık tıp da ilerlemişti hem vs vs...Gerçekten benim için en zor konuşmalardan biri oldu, nedense utana, sıkıla, birinin vefat haberini fln verir gibi zar zor söyleyebildim.İlk duyduğunda oldukça canı sıkıldı,ciddi ciddi sıkıldı.Uzun uzun düşündü, sorular sordu.Kaza fln sa vazgeçebileceğimi bile söyledi :) Bu fikre alışması uzun sürdü, karnım burnumda olana kadar hemen hemen hamileliğimi yoksaydı diyebilirim. Neyse şimdi tabii ki Duru yu seviyor, hatta görmediğinde özlüyor ama annelik konusundaki düşünceleri aynı...
Konuyu ne kadar çok dağıttım. Duru'dan sonra hayatıma giren zamazingolardan bahsedip gidecektim yazdıkça yazdım...
Diyecektim ki hamileliğimden beri lıkır lıkır su içtiğim için heryere şişe taşıyordum, sonra bu matarayı aldık kolaylık olsun diye ve hala bunu yanımdan ayıramıyorum çünkü inanılmaz susuyorum...

Sağolsun L. in kuzeni bize bir kaç kullanmadığı şeyi devretti, çok faydalandık.Bir tanesi de bu yastık. Hamileyken olsa da olur olmasa da diye düşünmüştüm ama büyük nimetmiş. Tüm hamişlere tavsiye ederim. Emzirmeyi gerçekten kolaylaştırıyor, hele bebekler küçükken uzun emiyorlar, aralarda dinleniyorlar vs hiçbir yeriniz ağrımadan mutlu mesut yapabilirsiniz bu işi...Ha sonra ne yapıcaz bu yastığı diye düşündük, koskocaman, yer tutuyor, biz de birilerine verebilirdik ama yok biz çok sevdik kendisini çünkü 2. bir işlevi harika bir laptop yastığı oluyor :)

Bu kremler olmasa ilk günler emzirmekten vazgeçebilirdim çünkü inanmayıp Duru nun ağzının içini kontrol ettim bizzat dişleri var mı diye :) Alışana kadar her defasında kullandım, şimdilerde yine gerektikçe kullanıyorum ama ne diyeyim şart bunlar anladım...

Bebek telsizi almayı hiç düşünmedim.Çünkü dublex ya da 300m2 evimiz yoktu,ne gerek vardı 2 odalı evde telsize. Ama gerek varmış.Burada yine kuzen sağolsun diyoruz :) İlk günler özellikle insan gidip gidip bebeğin başına nefesini dinliyor, ya ağladıysa duymadıysam, ya kustuysa, ya boğulduysa fln her türlü endişeyle zırt pırt o odaya girmek istiyorsun...Bir de daha önce farkında değildim korkunç çığlıklar atan ve 3-4 yaşlarında görünmesine rağmen resmen bir bebekten farksız ağlayabilen bir yan komşu çocuğu var ki...Onun her sesinde ben Duru nun uyuduğu odaya koşuyordum...böyle yanlış alarmları önleyen, siz mutfakta mesela suyu açsanız ya da dinlediğiniz bir şeye dalsanız bile aklınızı bebeğin odasında bırakmayan süper de basit bir icat işte...Sadece bebeğin odasına gidip telsiz açıkken dedikodu yaparsanız tehlikeli olabiliyor hatırlatmak isterim :)

Başka şeyler de var tabii ama ilk aklıma gelenleri yazdım yetmedi bir de fotoğrafladım...

8 yorum:

kirazsevdasi dedi ki...

ay pek minnoş pek bir tatli bisey oldu bu Duru kız maşallah maşallahhh...
Annene cok sasirdim biliyor musun. Butun anneler default olarak ilk evlilik gununden itibaren torun isterler saniyordum, degilmis demek ki, guzel olmali, toplumdan aykırı dusunebilen bir anneye sahip olmak.
Emzirme yastigi alicam senin tavsiyenle Tuğçecim.
Optum ikinizi de...

Tuğçe dedi ki...

Teşekkürler Kirazcm...Evet, annem değişiktir benim.
Bize kuzenden geldiği için fiyatını bilmiyorum ama gerçekten çok rahat ettim.Almak istersen sana websitesini yazayım www.casualnest.com Çok rahat edeceksin.Sitede satış noktaları verilmiş,nerede oturduğunu bilmiyorum ama İrem Bebe de E-Bebek de satışta görünüyor

elfeyp dedi ki...

Suyu sevmesi süper.
Zaten insan panikliyor yıkarken, bi de o korksa ağlasa ne zor olur.
İsmi gibi bir ömrü olsun kuzucuğunun...

Tuğçe dedi ki...

Teşekkürler Elfeyp :)

Ozgur dedi ki...

Merhaba,
Çok tanıdık geldi yazılanlar. Biz de böyle bir kuşak olduk galiba. Hoşgelmiş güzel Duru'cuk... Göbek düşsün daha keyifli banyolar yaparsınız. Banyoyu sevmeleri harika.
Ahh ah. Günler geçtikçe güzelleşiyor yavrular.
Sevgiler burdan.
özgüranne

bitanemiz bebegimiz dedi ki...

tuğcecim yıkanınca nasılda rahatlıyorlar değilmi:-))ilk zamanlar cok korktum yıkamaya ama şimdi eşimle beraber şakır şakır yıkıyoruz..su emzirme yastıgını e telsizi eltımden edındım bende..emzırme yastıgını hiç kullanamadım yaa ben..ama telsiz ne kadar gerekli bir aletmişte haberim yokmus yani..yatırıyorum ceylını kapatıyorum kapıları acıyorum telsızı ohhh cok rahatımm ..allah razı olsun cıkaranlara:-)))bende cok suiçiyorum günde 3 litre cok süt yapıyor canım içmeye devam et ...

kendine cookk iyi bak seneye fuara bende varım hee almadan gitmeyin ceylinle beni..
cok öptük sizi....

Tuğçe dedi ki...

Özgür merhaba!
Bizden de sevgiler...

Minecm hoşşgeldin...Seneye söz kim gitmek isterse ben varım. Çok keyifli olur,eminim...Ceylin i çok öpüyorum :)

Gül dedi ki...

Sıhhatler olsun Durucuk! Saglikli sularin, mutlulukla gecen yillarin olsun. tanistigimiza cok memnun oldum. cok opuyorum..