28 Nisan 2009

Bu gündem beni çok yordu!

Her sabah Duru'nun sesiyle kalkıyorum. O'nu daha çok sabırsızlandırmamak için aceleyle el-yüz yıkayıp alıyorum yatağından, öpüyorum,kokluyorum, 'Günaydıın, gün ay dıın bebeğim' diyerek sarılıyorum. (O'nun hiç umurunda olmuyor tabii tek derdi açlık o anda çünkü) Televizyonun tam karşısındaki koltukta oturuyorum sonra. Duru'nun uyanma saatine göre bazen 7, bazen 8 civarı.O emerken sabah haberlerini izleyerek başlıyorum güne...
Bugün de böyle başladı...Önce ekrandaki altyazıyı gördüğümde inanmayıp, uyanamadığıma verdim...

İyice anladım ki, yok doğru anlıyorum.'Bostancı'da çatışma: 6 polis yaralı' Haydaa...Sabah sabah...Acaba bildiğimiz Bostancı mı yoksa isim benzerliği mi gibi tam uyanamamış bir şaşkınlıkla izlemeye devam ediyorum...

L. çok stresli. Sabah kalktığından beri işlerle ilgili söyleniyor. Kaybolmasın diye sakladığı bir evrağı öyle iyi saklamış ki bulamıyor. Hem arıyor, hem söyleniyor. Ben de bakıyorum. Bulamıyoruz. En azından o kağıdın evde olduğunu fln söylüyorum. Evden çıkıyor...

Günün ortasında arkadaşımın sesi telefonda...Babaannesinin hastanede olduğunu, durumunun iyi olmadığını söylüyor. Bu sebeple İstanbul'a geleceğini ve bir ihtimal hastanede refakatçi kalacağını. Belki bizde kalacak gece. Geleceği için seviniyorum ama geliş sebebine içim burkuluyor.

Annem evde.Haftanın diğer tüm günleri çalışıyor. Sadece pazartesileri izinli. Saçma sapan bir sebepten, yanlış anlamalardan biraz tartışır gibi oluyoruz. Çabuk toparlıyoruz belki ama kendime kızıyorum.

Yine Tv. Domuz gribi haberi veriliyor. İlk haberlerde Avrupa'ya sıçramasından korkuluyor derken, ilerleyen saatlerde Avrupa'ya da ulaştığı bilgisi veriliyor. Recep Akdağ'ı, konuyla ilgili konuşan Dr.ları izliyorum kaygıyla.
Annemin izlediği izdivaç programında altyazı geçiyor Siirt'de cezaevinde isyan.
Akşam ana haberleri izemekte zorlanıyorum. Sadece merakından olay yerine gidip ölen çocuğa çok üzülüyorum...Şehit olan emniyet amiri, yaralanan gazeteci...Yok diyorum ben artık dayanamıyorum bu gündeme! Ne olur kapatalım!
Tv kapanıyor...Radyo dinliyoruz, çok güzel şarkılar çalan bir kanal, tesadüfen açılmış. Hoşumuza gidiyor...
Günün sonuna doğru mışıl mışıl uyuyan bebeğimin masum yüzüne bakarken düşünüyorum...O da böyle bir bebekti, böyle masumdu. Nasıl böyle bir terörist oldu! Ne oldu?
Sonra ayaktayken ben, çok da anlamıyorum ama L. le annem aynı anda birbirlerine bakıyorlar. Deprem olmuş. Ne yapsak, hemen camdan dışarı bakıyorum...Etrafı sessiz sakin görünce biraz rahatlıyorum...(Ne kadar saçma değil mi?) Çok korkuyorum, bin saçma şey söylüyorum...Evdekiler beni sakinleştirici konuşmalar yapıyorlar...Düşünmemeye çalışıyorum...
Oof!
Ben bugün kızımın oyuncaklara, dönencelere ne de güzel bakıp, gülümsediğini, oyuncak aslana olan aşkını anlatacaktım...
Bu yazıyı yazarken artık salı oldu. Biten zor bir pazartesiydi...
Herşeye rağmen SAĞLIKla, sevdiklerimizle olduğumuz her güne, her saate, her nefese binlerce kez ŞÜKÜRler olsun!

6 yorum:

kirazsevdasi dedi ki...

tuğçecim sorma dunden beri sersem gibiyim bende.
haberleri seyretmez olaydım, bir çok akrabamin oturdugu apartmanlardan sadece bir kac apartman ilerde cikti o ev. bizim apartmanda bile boyle bi yer olabilir nerden biliyoruz ki.
insanliga, sevgiye umuda inancim azaldi dunden beri.

Ozgur dedi ki...

Sabah sabah gündemi dışardan gelen seslerle takip ettik. 5 dk mesafedeyiz gösteri merkezine:(
Çok acayip herşey...

rahsan dedi ki...

blogun sol kısmında 'sonra n'oldu rasovski' zırvalarım var, hiç dikkatini çekti mi? işte benim en son 'sonra n'oldu rasovski' lerimle senin son postun konusu aynı :) bostancı olayından önceydi, değinmemiştim ama tayyiple hastanede karşılaştım, uzak dursan da kaçamıyorsun :)

Tuğçe dedi ki...

Evet Kirazcım ve Özgürcüm,
Burnumuzun dibinde, İstanbul'un böyle bir semtinde bombalar atılabiliyor...Her an her şey olabiliyor işte...
Dün çok canım sıkkındı, böyle bir post çıktı haliyle
Rahşancm, tabii ki farkettim tabii...Okumuştum o notu!
Rastlantıya bak, haberleri dinlerken düşünmedim değil, sen de oradasın...
:) Ne diyeyim, Allah başka dert vermesin :)

Senem dedi ki...

Tuğçe, şu yaşadığımız günler gerçekten zor, gündem hakikaten iç bunaltıcı... ama anne olmak da insanı iyice bir hassaslaştırıyor sanırım. güneş de göstermedi ki bir türlü yüzünü..

tuğçe, duru'ya bir toka takalım derim, o nasıl güzel gür saçlar öyle!!!

Tuğçe dedi ki...

Haklısın Senemciğim,
Etkilendim çok ama daha iyiyim...
Toka almak gerek evet :)