4 Ağustos 2009

Karamürsel...Perhaps...Perhaps...Perhaps....

Cumartesi günü, sabah biz kahvaltı ederken şakır şakır yağmur yağmasına aldırmadan yollara düştük...Bir saat sonra İzmitteydik ve yarım saat içinde de Karamürselde...Hava pırıl pırıl, güneş yakıcıydı ve güzelim sahil bir haftasonu öğleden sonrası için tenhaydı...Bizi davet eden yakınımızla buluştuk. Kendisi bizim hayalimizi gerçekleştirmiş bir İstanbul kaçkını...Gerçi sahildeki cafelerde, oturduğunuz yerden körfeze bakınca görünüyor İstanbul, çok uzak değil yani...Karamürsel kültür müzesini gezdik, Karamürsel Alp'i tanıdık, Gazanfer Bilge'yi, Türkiye'nin ilk madalyalı bayan yüzücüsünü çıkaran bu sahil kasabasının insanları çok sıcak ve caddeleri tertemiz.Denizi de öyle...Sapanca'ya giderken İzmit'ten geçiyoruz tabii içine girmeden. Belki devasa fabrikalarla çevrili olduğundan ve malum sanayiinden, belki körfezlerin çoğu zaman kirli olduğunu bildiğimden bu şehrin havasının kirli basık olduğu, sıkıcı ve gri bir kent olduğu gibi bir önyargım vardı...Ne çok yanılmışım...Tabii oraya özgü meşhur sepeti de gördük. "Ufak tefek görüp Karamürsel sepeti mi sandın" deyiminin sırrına da erdik. Gerçekten küçük görünen bu sepet aslında çok fazla şey taşınabilecek kadar genişmiş. Hala sepet yapan tek bir yer kalmış olmasına üzüldük...Ereğli'de balık yedik, sahilinde boylu boyunca yürüdük. Sahilde inanılmaz bir şekilde tek bir tuğlası bile görülemeyecek şekilde yeşilliklerin örttüğü bir evi gösterdiler. ilk bakışta orada bir ev olduğunu farketmeniz çok güç. Sadece yeşilin tonlarını ve çeşidini görüyorsunuz, dikkat edince çatının şeklini farkediyorsunuz...Sahil doldurulmadan önce iki yunus evin tam önünde karaya vurup ölmüşler, onları da bahçeye gömen evin sahibi buna çok üzülmüş ve yattıkları yerin önüne fotoğrafta belli olmayan yunus resimlerini yaptırmış.

Sahibi botanikçi Hüseyin Turan'la da tanışma fırsatımız oldu ayaküstü. Çok enteresan biri, 4000 saksı içindeki bitkilerinin hepsinin adı olduğunu söylesem yeter sanırım...Ben ölmeden gelin gezin diye davet etti sağolsun. Allah gecinden versin tabii, ama evi bir müze, bir sanat eseri, mini bir arboretum. Yaprakları okşarken "Benim elim bunlara değmedikten sonra yaşamanın ne anlamı var?" dedi bize bütün o ağaçların çiçeklerin içinde, ne yazık ki gelen gidenin haddi hesabı olmadığından eşi onun gibi düşünmeyerek yakında başka bir eve yerleşmiş...Yanımda foto. makinemin olmamasına ne kadar hayıflandığımı tahmin edemezsiniz. Gerçekten bir daha gitmek gerek...
Yürürken gezdiğimiz yerlerde depremi, sonrasını konuştuk. Depremzedeler için yapılan Kalıcı konutlara gittik. Harika bir manzara içinde çaylarımızı yudumlarken, aile geleneğimizi yerine getirip ev baktık :)
Böyle yazınca çok kuru kalıyor ama yeni insanlar tanıdık, güzel bir gün geçirdik. İyi ki gitmişiz...
Pazar günü ise coşup mutfağa girdim. Nicedir aklımda olan çatlak kurabiyeleri ve geçen haftadan beri hayalini kurduğum bu kabak mezesini yaptım, kabakları öğle yemeği niyetine bir çırpıda götürdük...Kurabiyelerse çok lezzetli, yapımı da basit ama benimkiler yayılmacı bir politika izleyip olmayan fırın tepsisi yerine kullandığım kare borcamda birbirlerine yapıştılar. Olsun şekilleri yamru yumru da olsa bir tane bile kalmadı,yendi, bitti, kül oldu :) (Yook, pıt pıt yağ oldu benim yediklerim:))
Aşağıdaki mini video ise Moda'dan...Nereden geldik Moda'ya...Geçen cuma arkadaşım evlendi,yazmıştım hatta buraya. Ö.ciğim beni bir hafta önce arayıp, sana bugünlerde uğramak istiyorum, hem Duru'yu görmüş olurum, hem de davetiye bırakırım dedi telefonda...Nasıl olsa geldiğimde detaylı konuşuruz dediği için sadece nikahı kastederek saat kaçta diye sormuştum, O da 9'da demişti...Bu detay konuşma esnasında bana hiç garip gelmedi çünkü Kadıköy Evlendirme Dairesi'nin nasıl yoğun bir yer olduğunu bilenler bilir.Zaten bir yıl önceden gün almanız gerekir, Ekşi Sözlükte buradaki nikahlara ilişkin entrylerde unutmadığım bir tanesi şudur mesela 'burada nikahin kiyilmasini bekleyen, sira sira dizilmis gelinler, incirlik ussunden kalkacak amerikan ucaklarina benzerler'...Buna her hatırladığımda çok gülerim. Doğrudur, mesela başka bir arkadaşımın nikahını kaçırmamak için o salona 10-15 dk önce gidip oturup 2 nikah izlemişimdir :)
Herneyse akşamın 9unda nikah mı olur diye şaşırmadım bu yüzden. Arkadaşım işlerinin yoğunluğundan uğrayamadı, ben de eminim ya saat 9 da nikah,aramadım hiç...O gün beğendiğimiz mama sandalyesini almaya gittik önce Kozyatağı Toyiki'ye, sonra Acıbadem'e uğrayıp bir gün önce doğum yapan arkadaşımızı ziyaret ettik. Oradan da nikaha gittik, otoparkın tenhalığından da şüphelenmedik...Tahmin edeceğiniz gibi nikah çoktan bitmiş, görevli bize son nikah 19:00 daydı dedi...Ö.'nin kastettiği nikahtan sonraki yemekti, tabii bunu kapıda anladım...Biz de Moda'ya gidip bir güzel yemek yedik ve arkasından yürüyüş yaptık...Yürürken dinleyip dansettiğimiz şarkının videosu bu.Şarkıyı çok severim...
Ne demişler hayat sana limon verdiyse limonata yap.İşte biz de öyle yaptık... :) video

Edit:1. Ne videoymuş zaten kısacık ama yükleyene kadar canım çıktı...Var mı bu işin kolay bir yolu arkadaşlar?
2. Fotoğrafı tıklayıp büyütürseniz detaylar biraz daha iyi görülebilir...Kendimi eti cin gibi sakladım, artık kusura bakmayın :)

9 yorum:

kirazsevdasi dedi ki...

oh oh afiyet olsun catlak kurabiyeler, kabaklar...
karamursel benim de en yakın arkadasimin cocuklugunun gectigi ve anlata anlata bitiremedigi bir yer. ben de cok merak ediyorum, gidip gormek istiorum.
cok operim.

Tuğçe dedi ki...

Sağol Kirazcığım...Gerçekten anlattığı kadar varmış o arkadaşının,bir haftasonu siz de gidin görün o zaman...Kesinlikle öneririm...
Ben de öptüm.

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

video yok. kandırıldık!!!!

Tuğçe dedi ki...

Yaptım yaptım en sonunda Hülyacığım...Aman pişman oldum, zaten cep tel.la çekildiği için bozuk biraz ekleyene kadar öğlen oldu :)

yeliz dedi ki...

çok güzel bi haftasonu olmuş... mama sandalyesini ne marka aldınız? fiyatı nedir sorması ayıp:) biz de araştırmaya başladık da....

yenianne dedi ki...

Güzel bir haftasonuymuş... Bir İzmitli olarak,hepinizi bekleriz tekrar diye açık davet gönderelim burdan.

Tuğçe dedi ki...

@Yeliz
Yazarım mama sandalyesini de o zaman...
@Yenianne
Ne güzel siz yakınsınız böyle güzel yerlere...Teşekkür ederiz davetinize...:)

Prima Rima dedi ki...

Evin çatısını bile farkedemedim ki ben...ne harika bişey ama yaa.

füsfüs dedi ki...

tesadüfen gördüm blogunu bir baktım karamürsel
şu anda karamürselde annemdeyiz, çocukluğum buralarda geçti çok severim, artık izmite taşındık yakınlaştık çok mutluyum ben de
gene bekleriz:)